Bu siteyi açanların Fenerbahçeli olmadığını iddaa edenlere en güzel cevap Papazın Çayırı Blog'undan PVH isimli arkadaşın yazısıdır. O sorulara cevap verebilenler Saraçoğluna emreyi alkışlamaya gidebilirler.  Ayrıca Ebru Köksaldı'nın yazısını buradan okuyabilirsiniz.

 

Peki Emre'yi Neden Kabullenelim?


Önce sapla samanı ayırmak gerekiyor. Yanlış kurulan argümanları derleyip önümüze koyunca doğru argümanları sadeleştirmiyor bunlar. İkna edici bir şeyler duymak istiyoruz ve duyamıyoruz. Emre adı Emre olduğu için veya Galatasaray'da oynadığı için istenmiyor değil, Emre bugüne kadar sahada yaptıklarından dolayı istenmiyor. Biz böyle futbolcuları istemiyoruz diyen insanlar var, onların iyi Fenerbahçeli olmadığı ve Emre'yi bağırlarına basmaları gerektiği söyleniyor. Pekâlâ ama neden?

Birincisi, Emre Galatasaray'da forma giydiği ya da Galatasaraylı olduğu bilindiği için istenmiyor değil, hatta alakası yok. Bugün gidip Song'u transfer etsek kimse aynı nedenlerle tepki göstermeyecektir, belki yaşlı olduğu için istenmez ama o kadar. Yozgatlı da bu takıma Galatasaray forması giyip geldi, tek bir itiraz duyan var mıydı? Olayların basına yansıyan kısmı var, yansımayan kısmı var. Emre'nin Kadıköy'e son geldiği maçı dün gibi hatırlıyorum. Maç öncesi bütün stad Emre'ye küfür ediyor. Olayı "pis, kaka fanatikler, hep küfür hep küfür, ancak ana bacı küfür ederler zaten" diyerek açıklamak bizi yine konudan saptırıyor. O kadar futbolcu varken aralarında birkaç tanesine küfür edilmesinin sebebi yine taraftarın Emre ismine özel bir antipati duymasından değil. Bakın, bu "çok profesyonel ve yetenekli" futbolculardan Emre, yakın zamanda Hasan Şaş, Sabri ve Arda maçtan önce ısınmaya çıktıklarında tribünlere mutlaka el kol hareketi yaparak çıkarlar. Oyundan alınırken başka bir hareket yaparlar. Ayhan gol sevinci için eski takımının taraftarına koşar orta parmağını gösterir. Yani bu "profesyonel" adamlar transfer dönemi dışında pek de profesyonel davranmazlar. Hatta bu hareketleri kendi taraftarları tarafından çok tutulur, ruhlu adam olurlar bir anda. Tribünün belli oyunculara sürekli küfür etmesinin veya tepki göstermesini "abi adam Fenerli, her Galatasaraylı futbolcuya söver"le açıklamak tribünün T'sini bilmemeye işarettir. Bu kadar sene tribündeydim, Hakan Şükür'e tek tük tepki dışında bir tepki görmedim, üstelik o adam Sabri'den, Emre'den, Arda'dan daha fazla Galatasaraydır, daha fazla Galatasaraylıdır. Torinolu Şaban diye pankartlarla takılmıştır tribünler Hakan'a ama aynı tribünler tüm stadı tek ses p** p** p** Emre diye inletmiştir. Bu muamele pek az futbolcuya nasip olur.

Bununla da kalmaz. Geçtiğimiz seneler çıkan Emre'nin Fenerbahçe'ye transferi haberlerinin ardından Emre ile bir röportaj gerçekleştirilir. Emre "Türkiye'de oynayacağım takım Galatasaray'dır" der. Bunun "İşim olmaz Fenerbahçe'yle" demekten farkı yoktur ama profesyonellik icabı bunu da unuturuz. Muhtemelen "profesyonel" topçu Emre de o sırada profesyonel olduğunu ve işi gereği her takımda forma giyeceğini unutmuş olmalı, bizde de işi gereği oynuyor gerçi ama... Tabii buna karşı getirilen "Baliç de kefen giyerim Gs forması giymem" demişti savunması var ama bağlantısı nedir çözemiyorum. Aferin Baliç'e, ama sonra gitti Galatasaray'a, eee bu ne anlatıyor bize, isteyen istediğini yapar sonra da istediği takıma gider, biz paşa paşa kabullenmeliyiz mi demek? Ben bağlantıyı kuramıyorum, kuran varsa beri gelsin anlatsın bize de.

Bu takıma Tümer de geldi, Fatih Akyel de geldi diyenler var. Canım kardeşim şunun şurasında zaten 300 bilemedin 400 kişiyiz zaten Emre gelmesin diyen. Bu adamlar da ne Tümer'i ne Fatih Akyel'i bağrına bastı. Yönetim birisine forma veriyorsa biz o dakikada o adamın hayranıyız diyen onbinlerce insan Emre'yi de bağrına basacak ama "ulan herkes yapıyor siz de yapın o zaman" diye bir argüman da olmaz. Biz onları da alkışlamadık, onların da adını bağırmadık, Emre'yi de istemiyoruz, hem de aynı nedenlerle. Fatih Akyel sırf Fenerli diye adam döverken, Tümer takımımıza göt oğlanı derken ne hissediyorsak Emre yan hakeme "ananı Fener mi ..." diye küfür ederken de aynı şeyi hissediyorduk. Sevmiyoruz bu adamları, takımımızda görmek, alkışlamak istemiyoruz. Daha inandırıcı olmak için sekiz ünlem yanyana koymama gerek yok sanırım, bu kadar anlaşılması kolay nedenlerle istemiyoruz.

Hayır seveceksiniz diyen, benim yukarıda yazdıklarımı yazanlara "Fenerbahçe'ye zarar veriyorsunuz" diyen, hatta Emre'yi istemedikleri için kamuoyu yaratmaya çalışanları Galatasaraylı olmakla suçlayanlar var. Suç bu kadar ciddi olduğuna göre bir nedeni de olmalı. Fakat bir neden duyamıyoruz. Aynı cevap yüz kere, bin kere, yüz bin kere yazılıyor "Fenerbahçe forması giydiği gün bize desteklemek düşer". İkna edici değil, hiç değil... Bu adam Kadıköy'e her geldiğinde taraftara eliyle koluyla hakaret etmiş, maç sonrası otobüslerden inip Fenerbahçeli dövmeye çalışmış, Fenerbahçe'ye küfür etmiş, sonra teklif aldığı Fenerbahçe'yi küçümsemiş bir adam... Bu adam İsviçre Milli maçında Türkiye'yi yerin dibine sokan görüntülerin baş kahramanı. Bu adam gol atıp basın tribününe kolunu sokan adam... 3 ay önce her türlü karaktersizlik ve ahlaksızlıkla suçlanırken bugün "Artık formamızı giyiyor, alkışlar Emre'ye" olan adam. Bu kadar basit mi?

Bakın anlatıyorum beş paragraftır, ne kutsal forma, ne ulu Yoda dedim. Fenerbahçe tribünlerinin sakinleri bu adamı istemiyor, nedenlerini tek tek yazdım, ama gelecek cevap yine "ama artık o bizim formamızı giyiyor" olacaktır. Bu savunmanın sahiplerine Fatih Terim ya da Hakan Şükür'ü ister misiniz diye sorsak "Yok artık, işimiz olmaz o adamlarla" olur, emin olun böyle olur. Peki Emre ve Hakan Şükür'ün veya Fatih Terim'in farkı nedir? Hakan Şükür Emre'nin vukuatlarına bakınca daha masum değil midir? Bu mantığın varacağı son nokta "kim formayı giyerse giysin ona destek olalım, onu kabullenelim" değil midir? O zaman sırada Sabri ve Hasan Şaş ve hatta forvet sıkıntısını gidermek için Nouma var diyebilir miyiz? İmza attırılan futbolculara giydirilen "Bir gün herkes Fenerbahçeli olacak" şapkasının Katolik rahibi gibi günahlardan arındırma yeteneği mi vardır? Nouma gelince de ona aynı sloganları yazan don mu giydiririz eli şeyinde dolansın diye?

Futbol endüstriyeldir, sinema da, müzik de endüstriyeldir. Müzik sektöründe bağımsız plak şirketlerinden albüm çıkaran gruplar vardır. Bunlar ufak çaplı konserler verir, demolarını ucuza satarlar ve sadık hayran kitleleri her konserlerine gider, eğlenir, kafa dağıtır, uçar, konserden sonra beraber oturur hamburger yerler. Bu grupların bazıları sadece bu keyfi kaybetmemek için seslerini duyurduktan sonra bile büyük şirketlere geçmez, ufak konserlerle, aynı hayran grubuyla takılmaya devam ederler, çünkü onlar için müzikten alınan keyiftir müzik yapmanın amacı. İşte tribünde Sivas, Kayseri, Diyarbakır demeden Fenerbahçe'yi takip eden, Fener için Trabzon'da ölümle dans eden adamların da takımlarıyla ilişkisi bu sadık hayran grupları gibidir. Bu gruplar ünlü olur da büyük şirketlerle plak çıkarmaya başlarlarsa yalılara yerleşir, uluslararası konserlere çıkarlar, kendilerini ünlü yapan o sadık grupla bağları kopar, o insanlar da artık takip edemez olur zaten. Fenerbahçe'nin büyümesini, endüstriyel futbolda söz sahibi olmasını herkes ister ama bunları yaparken sadık hayran kitlesinden koparsa işte o zaman beş senedir şikayet edilen tribünler çıkar ortaya. Diğerleri de bu azınlıkta kalmış kitlenin futbol ve Fenerbahçe'yi nasıl ve neden izlediğini anlamadan ancak suçlarlar, mantık basittir onlar için "Fener forması giyiyorsa, yönetim istiyorsa boynumuz kıldan incedir". Fenerbahçe'den keyif alan ve başarıdan keyif alan insanları ayıran ince çizgi de burada başlayıp burada bitiyor işte, salt Fenerbahçe'den keyif alan ve bir avuç kalmış kesim eriyince ve Türkiye'nin istikrarsız ekonomisinde takım birkaç sezon başarı alamayınca o zaman bu profesyonellik nelere mal olur göreceğiz. Biz hâlâ Emre'ye "Emre Cimbomun anasını ..." tezahuratını yapmak için geçerli neden bekliyoruz, duyamıyoruz.

Not: Olur da birkaç kişi okursa diye: Bu transferden sonra sürekli "Bir gün herkes Fenerbahçeli olacak" cümlesini görüyoruz ve göreceğiz. Bir, bir gün ayrı yazılır; iki, herkez diye bir kelime yoktur; üç, Fenerbahçe'li şeklinde değil Fenerbahçeli şeklinde yazılır. Sonuna da nokta veya ünlem konulabilir fakat üç ünlem, sekiz ünlem, yirmi iki ünlem de konulamaz çünkü böyle noktalama işaretlerimiz yoktur.






papazincayiri.blogspot.com